Sağlık turizmi, insanların daha iyi bir sağlık hali için tedavi arayışıyla yaptıkları geziler ve aktiviteler olarak tanımlanır. Bu, masaj salonları ve alternatif terapiler gibi hedonistik aktiviteleri de kapsar. Sağlık hizmetlerinden faydalanmak amacıyla evden uzaklaşmak ve yer değiştirmek sağlık turizmi olarak kabul edilir.
Sağlık turizmi kavramı, Pafford (2009)’a göre yeni bir olgu değil, binlerce yıl öncesine dayanan bir durumun devamıdır. Sağlık turizminin ilk dalgası, yüzyıllar önce şifa verdiğine inanılan kişilerin ve kutsal yerlerin ziyaret edilmesiyle başlamıştır. M.Ö. 4.000 yıllarında Sümerler dönemindeki sıcak su kaynakları çevresinde kurulan sağlık tesisleri ve 14. yüzyılda SPA kelimesinin kullanılmaya başlanması, sağlık turizminin tarihsel temellerini oluşturur.
Sağlık turizminin ikinci dalgası ise 20. yüzyılda, sağlık hizmeti sunan kurumların yetersiz olduğu düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelerden, gelir düzeyi yüksek kişilerin, sağlık sektöründe ileri olan ülkelere yaptıkları ziyaretleri içerir.
Sağlık Turizmi Nedir?
Sağlık turizmi, bireylerin tedavi amacıyla başka bir merkeze gitmesi olarak tanımlanır. İnsanlar, sağlık sorunlarını çözmek için kendi ülkelerindeki hekimler ve fiyatlar yerine, en iyi çözüm ve fiyat seçeneklerini değerlendirir. Gelişmekte olan ülkeler, gelirlerini ve istihdam olanaklarını artırmak amacıyla medikal turizmi bir araç olarak görürler. Medikal turizm, insanların başka ülkelere tedavi için seyahat etmelerini ve aynı zamanda tatil yapmalarını ifade eder.
Türkiye, dünya turizminde önemli bir pay sahibidir ve sağlık turizmi alanında da rekabet gücünü artırmaktadır. Türkiye, termal kaynakları ve yetişmiş personeliyle sağlık turizminde önemli bir rol oynamaktadır. Sağlık Bakanlığı‘nın 2013-2017 stratejik planında, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlamak ve sağlık turizmini güçlendirmek amaçlanmıştır. Bu doğrultuda teşvik edici sağlık politikaları benimsenmiştir. Türkiye’de sağlık hizmeti alan uluslararası hasta sayısı 2011 yılında 156.176 iken, 2012 yılında 262.000‘e çıkarak %68 artmıştır.
Medikal turizm, gelecekte ülkeler ve bölgeler arasında rekabet avantajı sağlayabilecektir. Lider medikal turizm ülkeleri arasında Hindistan, Tayland, Singapur, ABD ve Malezya bulunmaktadır. Hindistan, düşük maliyetli ve yüksek başarı oranlı ameliyatlarıyla medikal turizmin merkezi olarak kabul edilmektedir.
Sağlık turizm pazarı açısından turistler ya da ziyaretçiler 5 temel kategoride gruplandırılabilir:
- Yalnızca turistler: Ziyaret ettikleri ülkede tıbbi hizmet almayan turistlerdir.
- Tatilde tedavi edilen turistler: Seyahatleri sırasında hastalanan veya kazaya uğrayan ve bu nedenle tıbbi hizmet alan turistlerdir.
- Tatil ve tedavi amaçlı turistler: Bu turistler, ziyaret ettikleri ülkeye esas olarak tıbbi nedenlerle gitmezler, ancak bölgedeki tedavi olanakları onlar için tercih sebebi olabilir. Tatil sırasında tedavi olanaklarından faydalanan turistlerdir.
- Tatil yapan hastalar: Bu ziyaretçiler, bir bölgeye esas olarak tedavi amacıyla giderler. Tedavi olduktan veya iyileştikten sonra bulundukları bölgede tatil de yaparlar.
- Yalnızca hastalar: Bu medikal turistler, sadece tedavi olmak veya operasyon geçirmek amacıyla bir bölgeye giderler. Tatil yapma gibi bir amaçları yoktur.
Günümüzde genel cerrahi, kanser tedavisi, kök hücre tedavisi, diş implantı, yüz implantı ve liposuction gibi tedaviler için daha düşük maliyetlerle yüksek kalitede sağlık hizmeti almak amacıyla medikal turizm giderek artmaktadır. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler, bu sektörde yaşanan yoğun rekabet ortamında ayakta kalmak için yatırımlarını artırmaktadır.
Özellikle Asya’daki ülkeler, ortopedi ve kardiyak cerrahi gibi alanlarda popülerlik kazanmıştır. Hindistan, Singapur ve Tayland gibi ülkeler, gelişmiş tıbbi olanaklara sahip sağlık kuruluşları ve yetkin doktorlarıyla birçok medikal turisti çekmektedirler, bu da ülkelerine önemli gelir sağlamaktadır.
Medikal turistler, tedavi olma imkanı yanı sıra dünyanın popüler turistik destinasyonlarında konaklama imkanından da yararlanabilmektedirler. Elektif cerrahilerin yanı sıra uzmanlık gerektiren karmaşık cerrahi operasyonlar da medikal turizm kapsamına girmektedir. Ayrıca check-up ve sağlık taramaları gibi koruyucu sağlık hizmetleri de bu sektörde önemli bir yer tutmaktadır.
Medikal turizm endüstrisi dünya genelinde yılda yaklaşık 60 milyar ABD Doları gelir sağlamakta olup, Malezya, Tayland, Singapur ve Hindistan gibi ülkelerin 2012 yılı itibariyle sadece 4.4 milyar ABD Doları üzerinde bir ekonomik katkı sağlaması beklenmektedir. Singapur ise yılda bir milyon yabancı hastayı ülkesine çekerek bu sektörün gayri safi yurtiçi hasılasına önemli bir katkı yapmasını hedeflemektedir. Medikal turizm sektöründe rekabet, birçok üçüncü dünya ülkesinde değerli bir ekonomik kaynak olarak görülmekte ve giderek artmaktadır.
Turist Sağlığı
Dünya genelinde turizmin büyümesiyle birlikte artan seyahat sayıları, başlangıçta seyahat edenlerin potansiyel sağlık sorunları için kendi hekimlerine danışmalarını teşvik eden bireysel önlemler alınmasına yol açmıştır. Ancak 1980’lerin başlarında turizmin yaygınlaşmasıyla bu kişisel yaklaşımlar değişime uğramıştır. Önceden, tıp literatüründe “turist ishali” olarak adlandırılan ve genellikle bir ülkeye varıştan sonra 5-10 gün içinde görülen, kısa süreli ve çok sayıda faktörden kaynaklanan ishal durumları sıkça tartışılmıştır. Turist sağlığı, boyutları itibarıyla sadece sağlık sektörünün sorumluluğundan çıkarak, turizmin genişlemesi ve çeşitlenmesiyle birlikte önem kazanmıştır.
Turizme verilen önemdeki artış ve turizmin düzenlemeleri, sağlık turizminin önemli bir alternatif olarak ortaya çıkmasına ve turist sağlığı hizmetlerinin önemli ölçüde gelişmesine olanak tanımıştır. Bu gelişmeler, hem turist sağlığı hem de sağlık turizmi alanında birçok çalışmanın yapılmasına öncülük etmiştir. Turist sağlığı, yurt içinde ve turistik bölgelere seyahat edenler için tıbbi bakımın sağlanması, sağlık hizmetlerinin sunulması, kazaların önlenmesi ve sağlıklı bir çevre oluşturulması amacıyla yapılan faaliyetlerin bütünü olarak tanımlanmaktadır.
Turistlerin Yakalandıkları Hastalıklar ve Bulaşma Yolları
Hastalıklar | Bulaşma Yolları |
İshal, Tifo, Kolera | Gıda ve su yoluyla |
Sıtma, Sarı Humma, Kene | Vektör yoluyla |
Kuduz, Bang Hastalığı | Hayvanlar Yoluyla |
HIV, Hepatit B | Cinsel yolla |
Sıtma, HIV, Hepatit B | Kan yoluyla |
Zatürre, Difteri, Kabakulak | Hava yoluyla |
Şarbon, Tetanos | Toprak yoluyla |
Sağlık Turizminde Teşvik Politikaları
Turizmin sosyal çevrede düzenli olarak sürdürülmesi gerektiği vurgulanmakta ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde kısıtlı kaynakların etkin kullanımının, yüksek gelir sağlayacak sektörlere yatırım yapılmasıyla mümkün olacağı ifade edilmektedir. Turizm politikaları, sektörün geliştirilmesi ve yönlendirilmesi amacını taşımakta olup, devletin teşvik ve koruma rolü büyük önem taşımaktadır. Özel sektörün turizm sektöründe lokomotif işlevi gördüğü belirtilirken, devletin ise düzenleyici bir rol üstlendiği ve teşvik sistemiyle ekonomik faaliyetlere kaynak tahsis ettiği vurgulanmaktadır.
Sağlık turizminin gelişmesiyle birlikte hasta sayısının artması gerekliliği üzerinde durulmakta ve bu alandaki sorunların çözümü için yasal mevzuatın düzenlenmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Turizm Politikası ve Özellikleri
Turizm sektöründe uzun vadeli ve doğru politikalar izlemek, plan ve programlar çerçevesinde önlemler almak ve bunları titizlikle uygulamak, turistik gelişmelerin sağladığı faydaları maksimize etmek ve muhtemel zararları minimize etmek için gereklidir. Eğer bu politikalar oluşturulmaz ve uygulanmazsa, turizm faaliyetlerinden beklenen verim alınamaz ve plansızlık kaynaklı sorunların nedenleri ve çözümleri belirlenemez. Bu durum ekonomik dengesizlik, kaynak israfı, kültürel erozyon, toplumsal rahatsızlık, çevre kirliliği ve doğal kaynakların zarar görmesi gibi sorunlara yol açabilir. Bu nedenlerle, turizmin ekonomik katkıları göz ardı edilemeyen bir sektör olmasına rağmen, belirli bir politika çerçevesinde yönetilmesi gereklidir.
Turizm Politikası
Turizm politikası, bir ülkede turizm endüstrisini geliştirmek, yönlendirmek ve denetlemek amacıyla belirlenen yaklaşımlar, hedefler ve alınan önlemlerdir. Bu politikalar, turizmin ekonomik ve sosyal faydalarını maksimize etmek için uygulanır ve ülke yönetimleri tarafından çeşitli araçlar kullanılarak şekillendirilir. Günümüzde turizm politikaları sadece ekonomik refahı artırmakla kalmayıp, doğal kaynakların korunması, sosyal refahın sağlanması ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini de içerecek şekilde hazırlanmaktadır. Bu politikalar, küresel yaşam kalitesini artırarak barış ve refah için temel oluşturmayı hedefler.
Turistik bir yönelimin başarıya ulaşması için turizm politikası bir takım fonksiyonları yerine getirmeye çalışır. Buna göre turizm politikasının fonksiyonları şunlardır:
- Turizm işletmelerinin faaliyet kurallarını belirlemek,
- Kabul edilebilir faaliyet ve davranışları ortaya koymak,
- Bir yönelimdeki tüm turizm yatırımcıları için ortak bir yön belirlemek ve onlara rehberlik etmek,
- Belirli bir yönelim için özel stratejiler ve hedefler etrafında fikir birliği oluşmasını sağlamak,
- Turizm sektörünün ekonomiye ve genel olarak topluma etkileri ve rolü üzerinde kamu ve özel sektör işbirlikleri için bir çatı oluşturmak,
- Turizmin ekonominin diğer sektörleri ile daha etkin bir bağlantı kurmasına yardımcı olmak
Turizm politikasının temel olarak beş niteliği vardır:
- Politika, bir grup insan için karar verme süreci ile ilgilidir.
- Kararları etkileyen, farklı seçenekleri oluşturmaya yardımcı olan kararlar, politikalar ve ideolojilerle ilgilidir.
- Politika kararlarını kimin vereceği ve bunların kitleleri ne ölçüde temsil edebileceği ile ilgilidir.
- Politika karar süreçleri ve karar süreçlerinin gerçekleştiği kurumlarla ilgilidir.
- Politika kararların ne şekilde uygulanacağı ve toplum üzerindeki etkileri ile ilgilidir.
Turizm Politikalarının Özellikleri
Turizm politikası, bir ülkede turizm endüstrisini geliştirmek, yönlendirmek ve denetlemek için belirlenen yaklaşımlar, hedefler ve alınan önlemlerdir. Bu politikalar, ekonomik ve sosyal konularla sıkı bir şekilde ilişkilidir ve aşağıdaki özelliklerle karakterize edilebilir:
- Dinamik Nitelik: Turizm politikası, turizm ekonomisi ve diğer bilim dallarıyla ilişkili olarak sürekli değişen bir nitelik taşır. Örneğin, turizmdeki yapısal değişiklikler (örneğin bireysel turizmden kitle turizmine geçiş) politika içeriğini ve hedeflerini etkileyebilir.
- Çok Yönlülük Özelliği: Turizm, karmaşık ve çok çeşitli faktörlerle ilişkili kompleks bir olgudur. Doğal koşullar, turizmin temel unsurlarından biridir ancak turizm aynı zamanda doğal kaynakların korunması gerekliliğini de beraberinde getirir.
- Kurumsal Karakter: Turizm politikasını şekillendiren karar organları, turizm işletmecileri ve tüketiciler gibi arz ve talep yönündeki aktörlerdir. Ayrıca, kamu kurumları da turizm politikasını etkileyen önemli karar organlarıdır.
- Rasyonel (Akılcı) Özellik: Turizm politikası ve planlaması, belirlenen hedeflere ulaşabilmek için akılcı ilkelere dayanmalıdır. Bu ilkelere dayalı olarak kaynakların etkin kullanımı ve ulusal ekonomiye katkı sağlanması hedeflenir.
Turizm politikasının bu özellikleri, turizmin sürdürülebilir bir şekilde geliştirilmesi ve yönlendirilmesi için önemli bir çerçeve oluşturur.
Turizm Politikasının Hedefleri
Bu madde kapsamında, ürün veya hizmetin yurtdışında marka veya patent tescili için gerekli olan marka/patent bürosu hizmetleri, danışmanlık hizmetleri ve tescil ettirme işleminin o ülkede başka bir şirket veya kuruluş adına yapılmış olup olmadığının araştırılması gibi zorunlu giderlerin %50‘si devlet tarafından karşılanır. Destek kapsamında yıllık olarak en fazla 50.000 dolar tutarında destek sağlanabilir. Ancak tescil yenileme giderleri bu destek kapsamında yer almaz.
Rapor ve Yurtdışı Şirket Alımına Yönelik Danışmanlık Desteği
Sağlık turizmi sektöründe faaliyet gösterenlerin, pazar araştırması, sektörel analizler, uluslararası mevzuat incelemeleri, veri madenciliği/izleme/değerlendirme faaliyetleri ve yabancı şirket veya marka odaklı raporlar (mali ve hukuki raporlar dahil) ile yabancı şirket alımlarına yönelik danışmanlık hizmetlerine ilişkin harcamaları destek alabilmeleri için önceden başvuru yapmaları ve ön onay almaları gerekmektedir. Ön onayın verildiği tarihten sonraki giderler %60 oranında ve yıllık olarak en fazla 200.000 dolar tutarında desteklenir. Destek kapsamında yer alacak raporlar, yayım tarihinden itibaren en fazla 2 yıllık olmalıdır.
Belgelendirme Desteği
Sağlık kuruluşlarının uluslararası teknik mevzuata uyum sağlamak veya yurt dışı pazarlara girmek amacıyla aldıkları belge, sertifika veya akreditasyonlara ilişkin giderler destek kapsamındadır. Her bir belge, sertifika veya akreditasyon türü için %50 oranında ve en fazla 50.000 dolar tutarında karşılanır. Bu madde kapsamında şu giderler desteklenir:
- Müracaat ve doküman inceleme giderleri,
- Belgelendirme tetkik giderleri,
- Belge kullanım ücretleri,
- Zorunlu kayıt ücretleri,
- Danışmanlık giderleri,
- Eğitim giderleri,
- Gözetim giderleri,
- Yenileme giderleri,
- Test/analiz giderleri.
Reklam, Tanıtım ve Pazarlama Desteği
Bu madde kapsamında, sağlık turizmi alanında yapılan reklam, tanıtım ve pazarlama faaliyetleri önem taşımaktadır. Televizyon, radyo, internet ve havayolu şirketi yayınları gibi kitle iletişim araçları kullanılarak yalnızca yabancı dilde gerçekleştirilen tanıtım harcamaları desteklenir. Türkçe dilinde yapılan veya yurt içine yönelik tanıtım harcamaları destek kapsamında değerlendirilmez. Destek %60 oranında ve yıllık en fazla 400.000 dolar tutarında sağlanır. Destek süresi, destek başlangıç tarihi olarak destekleme başvurusu yapılan ilk ayı esas alır ve bu tarihten itibaren 48 aydır.
Yurtdışı Birim Desteği
Bu madde kapsamında, sağlık turizmi sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlar, yurtdışında düzenlenen kira sözleşmeleri, ödeme belgeleri ve yurt dışı birime ait belgeleri, ilgili ülkede bulunan Ticaret Müşavirlikleri/Ataşeliklerine onaylattıktan sonra destek başvurusunda bulunabilirler. Bu belgeler için sağlanacak destek %60 oranında ve birim başına yıllık en fazla 120.000 dolar olarak belirlenmiştir. Destek süresi, destek başlangıç tarihi olarak belirlenen ilk aydan itibaren 48 aydır.
Danışmanlık Desteği
Acenta Komisyon Desteği
Sağlık turizmi sektöründe acentelik hizmetleri için alınan faturalarda, faaliyetin niteliğinin belirlenebilir olması gerekmektedir. Destek talep edilen faaliyet ile fatura arasında açık bir ilişki kurulamaması durumunda, söz konusu harcama kalemi desteklenmeyecektir. Destek oranı %50‘dir ve yıllık olarak en fazla 100.000 dolar tutarında karşılanır. Destek süresi, desteğe konu edilen ilk ayın başlangıç tarihi olarak belirlenir ve bu tarihten itibaren 48 ay sonra sona erer.
Tercümanlık Hizmetlerinin Desteklenmesi
Sağlık kuruluşlarının tercümanlık hizmetleri için başvurusu, istihdam edilen tercümanın eğitim düzeyi, yabancı dil bilgisi ve deneyimi göz önünde bulundurularak değerlendirilir. Sağlık kuruluşunun ortağı veya ortakları tarafından verilen tercümanlık hizmetleri için yapılan ödemeler desteklenmez. Yurt içinde istihdam edilen ve tercümanlık hizmeti sunan en fazla 2 personelin aylık brüt ücretleri %50 oranında ve personel başına yıllık en fazla 25.000 dolar veya tercümanlık hizmeti alımına yönelik giderler %50 oranında ve yıllık en fazla 50.000 ABD Doları tutarında karşılanır. Destek başlangıç tarihi, destek talebinde bulunulan ilk ay olarak kabul edilir ve destek süresi, bu tarihten itibaren 48 ay sonra sona erer.
Hasta Yol Desteği
Ulaşımın ekonomi sınıfından üst sınıfa yükseltilmesi durumunda, destek ödemesi ekonomi sınıfı için belirlenen tutarı aşamaz. Hastaların ülkeye giriş tarihinden itibaren en geç 7 gün içinde sağlık kuruluşuna kayıt yaptırmamış olmaları halinde, destekten yararlanamazlar. Destek %50 oranında ve hasta başına en fazla 1.000 dolar tutarında sağlanır. Destek başlangıç tarihi, destek talep edilen ilk ay olarak kabul edilir ve destek süresi, bu tarihten itibaren 48 ay sonra sona erer.
Yurtdışına Yönelik Yurtiçinde Gerçekleştirilen Tanıtım ve Eğitim Faaliyetlerinin Desteklenmesi
Yurtdışından davet edilen akademisyenler, uzmanlar, ilgili kişiler veya kurum temsilcilerinin katılımıyla yurtiçinde düzenlenen tanıtım, pazarlama veya eğitim etkinliklerine ilişkin giderlerin desteklenmesi için ilgili sağlık kuruluşunun etkinliğin başlangıç tarihinden en az 1 ay önce başvuruda bulunması gerekmektedir. Etkinlikler için ön onay alınmamışsa, harcamalar destek kapsamında değerlendirilmez.
Sağlık Turizmi Alanındaki Destekler İçin Hedef ve Öncelikli
Ülkeler
Sağlık turizmi alanında, diğer devlet desteklerinde olduğu gibi, öncelikli pazarların tanımlanması önemlidir. Potansiyel olarak önemli görülen ülkeler şunlar olarak belirlenmiştir:
- Angola
- Bahreyn
- Cezayir
- Gana
- Gürcistan
- İngiltere
- Katar
- Kazakistan
- Kenya
- Kuveyt
- Nijerya
- Rusya
- Senegal
- Tunus
- Ukrayna
Sağlık Turizminde Kalite ve Akreditasyon
Sağlık turizmi, insanların fiziksel, sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarını belli bir süre için karşılayabilen etkili bir turizm faaliyetidir. Bu tür turizmi yönlendiren faktörlerden biri sağlıktır; bazen sağlığı korumak, bazen de kaybedilen sağlığı yeniden kazanmak amacıyla ortaya çıkar. Sağlık turizmi, tedavi amaçlı seyahatleri kapsar ve geleneksel turizm ile alternatif turizm olmak üzere iki ana kategori altında değerlendirilir.
Sağlık turizmi, özellikle fizik tedavi, rehabilitasyon ve uluslararası hasta potansiyeli üzerinden sağlık kuruluşlarının gelişimini destekler. Bu sektörde hizmet kalitesinin artması, müşteri memnuniyetinin önem kazanmasıyla birlikte sağlık kuruluşlarının uluslararası standartlara uyum sağlama çabalarını artırmıştır. Kaliteli hizmet sunma ve akreditasyon, sağlık turizminde rekabet üstünlüğü sağlamanın kilit unsurları arasında yer almaktadır.
Sağlık Hizmetlerinde Kalite
Hizmet pazarlamasında kalitenin tanımlanması ve ölçümü, somut ürünlerin pazarlanmasından daha zor olabilir çünkü hizmetler somut ürünlerden ziyade performans olarak sunulur. Bu durum, hizmet firmaları için standart üretim özelliklerinin belirlenmesini ve uygulanmasını nadir hale getirir.
Sağlık kurumları, rekabetin yoğun olduğu bir ortamda faaliyet gösterirler ve performans ölçümü ile kalite geliştirme çalışmaları, çevresel baskılara yanıt vermek, rekabet avantajı sağlamak, maliyetleri düşürmek ve verimliliği artırmak için önemlidir. Sağlık hizmetlerinde kalite, uluslararası standartlara uygun tanı, tedavi ve bakım hizmetleri sağlamanın yanı sıra, hastaların beklenti ve ihtiyaçlarını tam olarak karşılamak olarak tanımlanabilir.
Sağlık Turizminde Kalite ve Önemi
Medikal turizm, hasta karşılama, tedavi, koruyucu hekimlikten tedavi sonrası takibe kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunarak sürekli iyileştirme süreci olarak kaliteyi sağlar. Bu sektördeki kurumlar ve bireyler arasındaki iş birliği, rekabet avantajı elde etmek için kritik önem taşır. Hizmet kalitesini etkileyen faktörler arasında beşeri (doktorların eğitim ve deneyimi, dil becerileri), fiziki (teknoloji seviyesi, ekipman kalitesi, hijyen şartları) ve sosyal (kültürel hoşgörü, mahremiyet kuralları) unsurlar bulunur. Kaliteli hizmet sunulması, hasta memnuniyetini artırır ve medikal turizmin uluslararası alanda rekabet edebilmesini sağlar.
Medikal Turizmde kalite göstergeleri
Hizmete Erişim | Medikal turistler tedavilerin hazır olduğu yerlere seyahat ederler. |
Akredite olma | Akredite sağlık kuruluşu ve bireysel uygulayıcılar tercih nedeni olmaktadır. |
Uygunluk | Medikal turizm, sağlayıcı ülkelerde yaşayan genel nüfusun uygun bakım hizmeti almasını olumsuz etkileyebilir. |
Bakımın sürekliliği | Akut medikal turizm için potansiyel bir sorun teşkil edebilir. |
Etkililik | Şifa unsurunun değerlendirilmesi zor ama önemlidir. |
Yeterlilik | İnsanlar, düşük maliyetli ve yüksek kaliteli bir kalp ameliyatı için gelişmiş ülkelere seyahat edebilirler. |
Eşitlik | Medikal turizm, fırsat maliyetini etkiler |
Hakkaniyet | Medikal turizm, hizmete kimlerin erişebileceğini etkileyebilir. |
Hızlı çözüm sağlama | Sağlık hizmeti sunucularının yeni ürünlerinin tanıtımını yapıp piyasaya sunma hızı uzun vadede ticari başarılar sağlamada önemli olabilir. |
Güvenlik | Sağlık hizmeti süreçleri, örneğin bir kalp ameliyatı sonucunda gelişebilecek enfeksiyon, derin ven trombozu vb. potansiyel riskler taşımaktadır. |
Memnuniyet | Hastaların sosyo-kültürel özellikleri, yaşadıkları yer vb. faktörler memnuniyet düzeyini etkileyebilmektedir. |
Zamanında olma | Bekleme süreleri sağlık hizmeti alımını engelleyebilmektedir. Hastalar bekleme listelerinden kurtulmak için yurt dışına seyahat edebilirler. |
Medikal turizmdeki aracı kişi ve kuruluşların değerlendirilmesi ve seçilmesi sürecinde, hem hastaların hem de sağlık kuruluşlarının bu aracıların tecrübelerini ve geçmişlerini incelemesi önemlidir. Şu anda bağımsız ve tarafsız bir sertifikasyon sistemi bulunmamakta ve bu aracıların eğitim düzeyi ile kalitesini değerlendiren bir akreditasyon kurumu mevcut değildir. Ancak, Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik gereği, sağlık hizmeti sunacak olan kuruluşlar için Sağlık Bakanlığı tarafından Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi verilmesi için belirli kriterler bulunmaktadır. Bu kriterler arasında, sağlık kuruluşlarının en son sağlık kalite standartları değerlendirmesinden asgari 85 puan almış olması önemli bir şarttır. Ayrıca, sağlık hizmeti sunan kuruluşların akreditasyon belgelerine sahip olmaları da kaliteli hizmet sunma kabiliyetlerini gösteren önemli bir kriterdir. Dolayısıyla, sağlık kuruluşlarının bu tür akreditasyonlara sahip olmaları, hem izinler hem de hasta tercihleri açısından önemli bir etkiye sahiptir.
Akreditasyon Kavramı
Akreditasyon, bir kuruluşun hastalara sunduğu bakımın güvenliği ve kalitesini artırmak, güvenli bir bakım ortamı sağlamak ve hastaların ve çalışanların maruz kaldığı riskleri azaltmak için sürekli çalışma taahhüdünü sağlamaktadır. Akreditasyon genellikle ruhsatlandırma ile aynı şekilde anılsa da, aslında farklı kavramlardır; farklı amaçları, kaynakları ve farklı türde kurumlar tarafından yürütülürler. Ruhsatlandırma, bir tesisin güvenli ve düzenli çalışması için gereken minimum standartları belirleyen bir grup standarttan oluşur. Sağlık tesislerine yönelik ruhsatlandırma standartları, gerekli tıbbi ekipmanın tipini ve kalitesini, minimum personel seviyesini ve niteliklerini, fiziksel tesislerin boyutunu ve özelliklerini belirler. Ruhsatlandırma gereksinimleri genellikle yapısal veya fiziksel standartlar olarak adlandırılır ve özellikle hasta güvenliğiyle ilgili özel konularda uygulanır.
Sağlık Turizminde Pazarlama Stratejileri
Sağlık turizmi hem turistik bir faaliyet hem de ticari bir iş olarak değerlendirilmektedir. Dünya genelinde turizm faaliyetlerinin büyüklüğü, Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) verilerine göre 1.5 trilyon doları bulmakta olup, petrol ve kimya endüstrisinden sonra en büyük ticari sektördür. Sağlık turizmi ise tüm sağlık kuruluşları için rekabete dayalı bir ticari faaliyet olarak öne çıkmaktadır. Bu sektörün ekonomik büyüklüğü 439 milyar dolar olarak belirlenmiş ve yılda %25 büyüme potansiyeli taşımaktadır. Medikal turizm kapsamında her yıl 11 milyon turist seyahat etmektedir.
Turizm pazarı, belirli koşullar altında, bir yerin turistlere sunabileceği tüm turistik olanakların ve o yere seyahat etmek isteyen ve bu isteği gerçekleştirecek finansal güce sahip olan insanların karşılaştıkları mekân ve bu karşılaştırmayı sağlayan kanallar ve organizasyonlar bütünüdür.
Turizm sektöründe, farklı faaliyet alanlarına sahip birçok işletme, ortak bir amaç çerçevesinde bir araya gelmektedir. Bu birliktelik, bir ürün veya hizmeti üretebilmek için gereken iş ve faaliyetlerin, tek bir işletmenin bünyesinde toplanması yerine, farklı işletmelere dağıtılmış olmasını içerir. Dolayısıyla turizm sektöründeki işletmelerin faaliyetleri, bireysel firmaların kolektif çalışmaları ile şekillenmekte ve kolektif bir hareket biçimi sergilemektedir.
Sağlık Turizminde Pazarlama Stratejileri
Sağlık turizmi, medikal (tıp) turizm, termal turizm, ileri yaş turizmi ve engelli turizmi gibi çeşitli alanları kapsamaktadır. Ayrıca turist sağlığı da bu kapsama eklenerek heterojen bir pazar yapısı oluşturmaktadır. Genel olarak turizmde olduğu gibi sağlık turizminde de önemli pazarlama stratejileri arasında destinasyon seçimi, konaklama imkânları, sağlık hizmetleri ve katılınacak etkinlikler yer almaktadır. Ayrıca yaşam tarzı ve kişilik özellikleri gibi faktörler de değerlendirilerek, sağlık amaçlı seyahat edenlerin farklı ihtiyaçları ve istekleri doğrultusunda pazar bölümlendirmesi önem arz etmektedir. Tüm bu sebeplerle, sağlık turizmi alanında pazarlama stratejileri oluştururken tanıtımın öncelikli bir unsuru olarak göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Pazarlama Satış ve Tanıtım Yöntemleri
Turizmdeki tanıtım faaliyetleri, insanların ilgisini çekmek, bilgilendirmek, ikna etmek, harekete geçirmek ve olumlu bir izlenim bırakmak gibi amaçları gerçekleştirmeyi hedefler. Bu bağlamda, hedef kitleyi istenilen yönde tutum ve davranış değişikliğine yönlendirerek harekete geçirmeyi amaçlar.
Sağlık turizmi alanında kullanılabilecek tanıtım ve pazarlama yöntemleri şunlardır:
- Dijital Pazarlama: Web siteleri, sosyal medya platformları, dijital reklamlar, e-posta pazarlama gibi dijital kanallar aracılığıyla hedef kitleye ulaşma.
- İçerik Pazarlama: Blog yazıları, makaleler, videolar, infografikler gibi içerikler aracılığıyla sağlık hizmetlerini ve destinasyonları tanıtma.
- SEO (Arama Motoru Optimizasyonu): Web sitelerinin arama motorlarında üst sıralara çıkması için yapılan optimizasyon çalışmaları.
- SEM (Arama Motoru Pazarlaması): Google AdWords gibi reklam platformları aracılığıyla hedeflenen anahtar kelimelerde reklam yayınlama.
- Sosyal Medya Pazarlaması: Facebook, Instagram, LinkedIn gibi sosyal medya platformlarında hedef kitleyi etkileşime geçirecek içerikler paylaşma.
- Hedeflenmiş Reklam Kampanyaları: Demografik, coğrafi ve davranışsal hedefleme ile özel olarak tasarlanmış reklam kampanyaları yürütme.
- Etkinlik Sponsorlukları: Sağlık turizmi etkinliklerine sponsor olma veya katılma yoluyla marka bilinirliğini artırma.
- Eğitim ve Seminerler: Sağlık hizmetleri hakkında bilgilendirici seminerler ve eğitimler düzenleyerek bilinç oluşturma.
Bu yöntemler, sağlık turizmi hizmetlerini tanıtmak ve potansiyel müşterilere ulaşmak için etkili bir şekilde kullanılabilir. Her bir yöntemin uygunluğu ve etkinliği, hedef kitle ve pazarlama stratejilerine göre belirlenmelidir.
Bölgeye ve Ülkeye Özel Tanıtım ve Pazarlama
Bir destinasyonun turizm açısından pazarlanabilmesi, ziyaretçiler tarafından satın alınabilecek çekiciliklerin ve çeşitli hizmetlerin oluşturulmasına ve sürdürülebilir kılınmasına bağlıdır. Bu başarı, birçok faktöre dayanmakla birlikte, günümüzde yeni destinasyonların hızla pazarlara girdiği ve mevcut destinasyonların rekabet gücünü artırmak için yeni stratejiler geliştirdiği bir ortamda kazançlı turizm destinasyonları oluşturmak kolay değildir. Doğru konumlandırma, çekici bir imaj oluşturma ve güçlü bir marka yaratma bu bağlamda önemli unsurlardır ve birbirleriyle iç içe geçmiş ilişkiler içinde değerlendirilir.
Turizm bölgelerinin pazarlanmasının ilk adımı olarak bir değer paketi veya değer teklifinin hazırlanması ve konumlandırılması gerekmektedir. Bu değer paketinin temel unsurlarından biri fiziksel ürünlerdir, yani bölgenin kendisi ve fiziksel özellikleridir. Hizmetler ise bu bölgede sunulan sağlık, ulaşım, eğitim, eğlence, güvenlik, temizlik, konaklama ve restoran gibi geniş bir yelpazeyi kapsar.
Ürünün tanıtımında ünlülerin kullanımı, hedef kitle üzerinde büyük etkiye sahiptir. Örneğin, Palma’da açılan “Palma Arena” spor kompleksinin tanıtımı için çok yüksek miktarda harcama yapılmamış, ancak ünlü tenisçiler Nadal ve Federer arasında bir açılış maçı düzenlenmiştir. Bu etkinlik medyada geniş yer bulmuş ve tüketicilerin ilgisini çekmiştir.
Sağlık Turizminde Markalaşma
Sağlık, insanların en temel ihtiyaçlarından biri olarak kabul edilir ve tüm ülkeler tarafından öncelikle geliştirilmesi gereken bir konudur. Her ülke, vatandaşlarının sağlık ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak için koruyucu, tedavi edici, rehabilite edici ve sağlığın geliştirilmesi gibi çeşitli politikalar belirler.
Sağlık hizmetleri tarihsel olarak yaraların iyileştirilmesi olarak başlasa da günümüzde çok çeşitli alt başlıkları olan büyük bir sektör haline gelmiştir. Sağlık hizmetlerinden beklentiler zaman içinde değişmiş, bazı bölgeler, ülkeler, hastaneler ve doktorlar ön plana çıkmıştır. Sonuç olarak, bölge, ülke, hastane veya doktora göre markalaşma oluşmuştur. Tarihi olaylar, ekonomik ve sosyal gelişmeler sağlık hizmetlerindeki bu yönelimi etkilemiş, özellikle teknolojik ve bilimsel açıdan güçlü olan ülkelerin öne çıktığı görülmüştür.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlık, sadece hastalık ve sakatlık olmaması, aynı zamanda bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik halidir. Sağlık turizmi, bu tanıma paralel olarak temelde tıbbi ve tıbbi olmayan sağlık turizmi olarak iki ana başlık altında incelenebilir.
Sağlık turizmi, normalde ikamet edilen yerden farklı bir ülkeye veya bölgeye tıbbi (ameliyatlar, diş/göz tedavileri, organ nakli, tanı hizmetleri vb.) ve tıbbi olmayan (estetik operasyonlar, wellness, üçüncü yaş bakım/tedavi) hizmetler almak üzere yapılan seyahatleri ifade eder. Sağlık turistleri seyahatleri sırasında farklı tatil olanaklarından yararlanabilir, ancak temel amaçları belirli bir sağlık hizmeti almaktır.
Sağlık Turizminde Hasta Hakları ve Hasta Güvenliği
Sağlık turizmi, hasta ve hasta yakınları gibi birçok paydaşı içeren bir sektördür. Uluslararası hastalar, sağlık talebiyle uluslararası düzeyde sağlık hizmetlerini arayan kişiler olarak tanımlanır. Bu kapsamda sağlık turizmi, medikal turizm, termal turizm, yaşlı ve engelli turizmi gibi çeşitli alt kategorilere ayrılır.
Sağlık turizmi, genel turistik hizmetlerin yanı sıra özel sağlık bakım hizmetlerini de içerir. Bu hizmetler, uzman doktorlar ve hemşireler tarafından sağlanan tıbbi bakımı, özel diyetleri, akupunktur, bitkisel tedavi gibi yöntemleri kapsar. Hedef kitle, sağlık sorunları olanlarla birlikte sağlıklarını korumak ve iyileştirmek isteyen kişilerdir. Sağlık turizmi katılımcıları sadece sağlık sorunları olanlar değil, aynı zamanda tatil yapmak ve rekreatif faaliyetlerden yararlanmak isteyenlerdir.
Sağlık Hakkı
Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’nin 12. Maddesi, insan hakları hukukunda sağlık hakkına ilişkin en kapsamlı düzenlemeyi içermektedir. Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi’ne göre, bu madde, bireyin biyolojik ve sosyo-ekonomik koşullarını ve bir devletin elverişli kaynaklarını dikkate alarak “ulaşılabilir en yüksek düzeyde sağlık standartları” kavramını içermektedir. Sağlık hakkı, çeşitli tesislerden, ürünlerden, hizmetlerden ve sağlık standartlarının gerçekleştirilmesi için gerekli koşullardan yararlanma hakkını içermektedir.
Sözleşme, Devletlerin sağlık hakkı konusundaki yükümlülüklerini saygı gösterme, koruma ve edimde bulunma olmak üzere üçlü tipoloji kullanarak açıklamaktadır. Saygı gösterme yükümlülüğü, Devletin bireylere yönelik hak ihlalleri oluşturabilecek her türlü müdahaleden kaçınmasını içerir. Koruma yükümlülüğü, Devletin, diğer tüzel veya gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilebilecek ihlallere karşı önlemler almasını ve bu ihlalleri gerçekleştirenler hakkında gerekli hukuki ve idari işlemleri yapmasını gerektirir. Edimde bulunma yükümlülüğü ise, sağlık hakkının kullanılabilmesi için gerekli hizmet veya imkânların Devlet tarafından sağlanmasını içerir.
Sağlık hakkının temel özü, sağlık hizmetlerine (tesisler ve tıbbi ürünler dahil) erişim hakkıdır. Bu hakkın, farklı bir ülkedeki sağlık hizmetlerine erişimi engelleyici bürokratik veya yasal engeller oluşturulmadan sağlanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, bir Devlet, anayasasında veya taraf olduğu uluslararası sözleşmede sağlık hakkını tanıyarak, vatandaşlarının veya yargı yetkisine tabi olan kişilerin sağlık hizmetlerine farklı bir ülkede erişimini kolaylaştırmakla yükümlüdür.
Hasta Hakları
Hasta Hakları kavramı, son otuz yıl içinde belirgin bir şekilde gelişme göstermiştir. Bu süreçte, Tıp Etiği Kuralları ve yasal düzenlemeler hastaların haklarını koruma amacıyla ortaya konmuş olsa da zamanla değişen ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalmıştır. Hasta Hakları, hastaların insan haklarına uygun koşullarda sağlık hizmetine erişimini ve bu hakların sağlık alanında en temel düzeyde hayata geçirilmesini kapsar.
Hasta Hakları konusundaki ilk çalışmaların Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970’li yıllarda başladığı bilinmektedir. Amerikan Hastane Birliği, 1973 yılında “Hasta Hakları Beyannamesi”ni yayınlamıştır, bu belge konuya ilişkin bilinen ilk ulusal bildirgedir. Uluslararası alandaki ilk girişim ise 1981 yılında Dünya Tıp Birliği tarafından Lizbon Bildirgesi’nin kabul edilmesiyle gerçekleşmiştir. Bu gelişmeler, Dünya Sağlık Örgütü’nün dikkatini çekmiş ve konuya ilgi göstermesine yol açmıştır. 1994 yılında Dünya Sağlık Örgütü, “Avrupa’da Hasta Haklarının Geliştirilmesi, Amsterdam Bildirgesi”ni kabul etmiş, 1995 yılında ise Lizbon Bildirgesi’nin kapsamını genişleterek zenginleştirmiştir. Bu bildirgeler bazı ülkelerde yasal düzenlemelerin gözden geçirilmesine ve Hasta Haklarına uygun şekilde yeniden düzenlenmesine öncülük etmiştir.
Türkiye’de de bu gelişmelerin etkisiyle Hasta Hakları konusu gündeme gelmiş ve uluslararası kriterleri içeren ilk yasal metin olan Hasta Hakları Yönetmeliği, 1 Ağustos 1998 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Sağlık Turizminde Hasta Güvenliği
Sağlık turizminde, turistlerin sağlık güvenliği, güvenlik konuları arasında önemli bir yer tutar. Bu bağlamda, sağlık hizmeti sunan işletmelerde hasta güvenliği, turist sağlığı güvenliği olarak da adlandırılabilir. Çünkü bu tesislere gelen bireyler sadece hasta olarak değil, aynı zamanda turist olarak da seyahat ederler. Sağlık hizmetlerinin yanı sıra koruyucu sağlık hizmetleri de sunulabilir ve bu faaliyetler rekreatif faaliyetlerle birleştirilebilir.
Turistik tesislerde sağlık hizmetleri sunulurken, turistlerin sağlıklarının korunması ve daha kötüye gitmemesi için çeşitli önlemler alınmalıdır. Bu tesislerde çalışanların da bu konuda bilinçlendirilmesi büyük önem taşır. Turistler, konaklayacakları yerin güvenli ve konforlu olmasını beklerler. Sağlık hizmeti alan turistlerin, tesisin sağlık standartlarına ve güvenliğine güvenmeleri gerekmektedir. Bu nedenle, sağlık turizmi tesislerinde güvenlik konusu, turistlerin memnuniyetini etkileyen önemli bir faktördür.
Dünya genelinde, hasta bakım kalitesinin artırılması, güvenli bir hasta bakım ortamının sağlanması ve risklerin en aza indirilmesi amacıyla hasta odaklı akreditasyon sistemleri geliştirilmiştir. Bu sistemler, hem hasta güvenliğini sağlamak hem de sağlık hizmeti sunan kurumların kalitesini ve güvenilirliğini belgelemek için kullanılmaktadır.
Kaynak: http://auzefkitap.istanbul.edu.tr/kitap/saglikyonetimilt_ao/saglikturizmiyonetimi.pdf